09-01-2018 10:56 KÜLTÜR & SANAT

"Buğday" Filmi Gösterimi ve Söyleşi Programı

Yönetmen Semih Kaplanoğlu, "Buğday" filmine ilişkin, "Bir sorgulama filmi bu aslında. Yani insanın kendisini sorgulaması, hakikati anlamaya çalışması, bunun için çaba göstermesi ve bir yol açması. Bunun üzerindeki sorumluluğu da üzerine alması." dedi.

Yönetmen Kaplanoğlu, "Buğday" filminin gösterimi ve söyleşi programı için Safranbolu’ya geldi. Sinema salonunda filmin gösteriminin ardından Karabük Üniversitesi (KBÜ) Sinema Kulübü tarafından Safranbolu Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Konferans Salonu'nda düzenlenen söyleşi programında konuşan Kaplanoğlu, iklim değişikliğinden ve çevrenin büyük oranda tahrip olmasından etkilendiğini söyledi.

Senaryoda Yunus Emre'nin "buğday mı himmet mi" sorusunun bulunduğunu aktaran Kaplanoğlu, o sorunun da bu bilginin bir tür yansıması olduğunu dile getirdi.

Kaplanoğlu, "Bir sorgulama filmi bu aslında. Yani insanın kendisini sorgulaması, hakikati anlamaya çalışması, bunun için çaba göstermesi ve bir yol açması, bunun üzerindeki sorumluluğu da üzerine alması." diye konuştu.

Andrei Tarkovsky'nin "Dünyanın görüntüsü bulmacalarla doludur" sözünü hatırlatan Kaplanoğlu, şöyle devam etti:

"Gördüğüm şeyin görünmeyen kısmını hayatım boyunca merak ettim. Gördüğüm, gördüğüm şeyle sınırlı mıdır, yoksa o aslında bir şeyin temsili midir? O zaman aklım şöyle çalışıyor benim. Bir şeyi gösteriyorsam eğer, bu sadece gösterdiğim şey olmaz. Gösterdiğim şeyin bir arka planı, metafizik boyutu olmalıdır çünkü biz dünyaya sadece dünya olarak bakarsak ve dünyayı yaşanmaz hale getiririz ki getirdik zaten. Dünyaya dünya diye bakıyoruz çünkü ama onun arka planına doğru gitmeye başladığımızda işte bence düşünce ve tefekkür başlıyor. Bu anlamdaki kendi tefekkürümü seyirciyle paylaşma yöntemim bu." 

"Yönetmenin gösterdiği kadar göstermediği şeyler de var"

Sinemanın algıyla görsel bir iş olarak göründüğünü aktaran Kaplanoğlu, yönetmenin gösterdiği kadar göstermediği şeylerin bulunduğunu aktardı.

Global dünyada herkesin 80-100 sene tek bir dili konuşacağının söylendiğini vurgulayan Kaplanoğlu, şunları kaydetti:

"Akademik dil zaten İngilizce'ye evrilmiş durumda. Adam Hollanda'da doğmuş ama İngilizce konuşuyor. Hollanda dili artık devre dışı kalmış. Dünyada böyle birtakım yerler var. O zaman dedim ki, 'Kendi kültürünü de reddetmiş, kendi dilinden de kopmuş bir dünyada herkesin tek bir dili konuştuğu ama anlaşamadığı aslında...' Bütün dünya neredeyse İngilizce konuşuyor, anlaşabiliyor muyuz? Anlaşamıyoruz. Demek ki, tek bir dil burada mesele değil ama o tek dil Türkçe olsaydı dünya tasavvurunda o da başka bir manaya gelecekti, o bence doğru bir mana olmayacaktı. O yüzden oyuncuları da seçerken, dünyanın çeşitli etnik kökenlerinden gelen oyuncularla çalışma tercihi yaptım." 


Bu haber 122 defa okunmuştur.

Etiketler :
HABERE YORUM YAZIN

DİĞER KÜLTÜR & SANAT HABERLERİ
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Sadri Artunç Caddesi Trafiğe Kapatılsın Mı?

Evet
Hayır
Kararsızım