Site En Üstü 728x90 - 970x90

Site Sol Reklam Alanı  120x600

Site Sağ Reklam Alanı  120x600

27-09-2017 17:33 GÜNDEM

“Dil Devriminin 85. Yılı”

ADD Safranbolu Şube Başkanı İsmet Zühtü Saraçoğlu, Türk devriminin ve aydınlanma savaşının vazgeçilmez araçlarından birisinin de 85. yılını kutladıkları dil devrimi olduğunu söyledi.

“Dil Devriminin 85. Yılı”

ADD Safranbolu Şube Başkanı İsmet Zühtü Saraçoğlu, dil devriminin, ulusunu çok iyi tanıyan, büyük bir önder olan Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türkçe üzerindeki boyunduruğu kaldıran görkemli bir devrim olduğunu belirtti. Tam bağımsızlık ilkesini benimseyen Atatürk’ün, bağımsızlığın yalnız askeri ve siyasal alanda değil, ekonomi ve kültür alanında da sağlanması için Türkçenin ulusal nitelik kazanması gerektiğine inandığını ifade eden Saraçoğlu, “Ulusal bağımsızlık ancak böyle sağlanabilirdi. Bu nedenle Ulu Önder diyordu ki ‘Ulusal duygu ile dil arasında bağ çok kuvvetlidir. Dilin ulusal ve zengin olması, ulusal duyguların gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil bilinçle işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk Ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.’ Cumhuriyet’in ilanından sonra kurulan kurumların en önemlilerinden biri olan TDK’nin (Türk Dil Kurumu) kuruluş tarihi 12 Temmuz 1932’dir. Bu tarihte önce, Atatürk’ün dile verdiği önem doğrultusunda, daha sonra adı Türk Dil Kurumu olarak değiştirilen, Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulmuştur. TDK’nin kurulmasıyla başlayan çalışmalar sürerken, ilk Türk Dil Kurultayı 26 Eylül 1932’de Dolmabahçe Sarayında toplanmış; Kurultaya çok sayıda bilim adamı, gazeteci, yazar, devlet adamı ve sanatçı katılmıştır. Bu Kurultayda 26 Eylül, Dil Bayramı olarak kabul edilmiştir. Türk dilinin gelişmesi, özleşmesi, zenginleşmesinde Türk Dil Kurultaylarının çok önemli katkıları olmuştur. Özellikle bilim dilinin Türkçeleşmesi, öğretimde Türkçe terimler kullanılması amacıyla bir Geometri kitabı yazarak Türkçeye büyük katkıda bulunan Atatürk, dilin siyasete araç yapılmamasına büyük özen göstermiştir. Dil, her inanç ve kökenden tüm cumhuriyet yurttaşlarının ortak iletişim aracı olduğundan Dil Devriminin yasayla başlatılmasını istememiş; Türkçenin bilim ve sanat dili olması için çalışmaları üstlenecek olan TDK'yi bir devlet kurumu olarak değil dernek yapısıyla kurmuştur.” dedi.

 

Dil devriminin kazanımlarının da bahseden Saraçoğlu, “Bağımsızlığın, laikliğin, ulusal birliğin, çağdaş eğitimin temel koşullarından birisi gerçekleştirilmiştir. Yöneten, yönetilen arasında oluşan dil uçurumu giderilmiş, konuşma ve yazı dili arasındaki ayrımın kalkması, uzun dönemde demokrasinin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Dilin öğretim ve anlatım kolaylığı kazanması, eğitim ve öğretimin yaygınlaşarak halka kolaylıkla ulaşmasını sağlamıştır. Türk dili, bilim ve sanat dili olarak kullanılabilecek düzeye ulaşmıştır. Dilin özleşmesiyle düşüncede açıklık, anlamda, anlatımda, bilgiyi iletmede, bilgiye ulaşmada kolaylık sağlanmış böylece yurttaşların özgür düşünebilmesinin önü açılmıştır. Dil Devrimiyle kazanılan ulusal dil ile bilime ve akla dayanan çağdaş eğitim sağlanmıştır. Ancak, Atatürk’ün dernek olarak kurduğu TDK, 12 Eylül darbesiyle 1983 yılında malvarlığına ve yapıtlarına el konarak Başbakanlığa bağlı bir devlet kurumu yapılmıştır. Artık Atatürk'ün kurduğu TDK yoktur. Atatürk kurumuna yalnız adı benzeyen, 34 yıldır siyasetin güdümünde olan, Türkçeye saygısızlığa, hukuksuzluğa ses çıkaramayan bir kurum haline gelmiştir.” değerlendirmesinde bulundu.


Bu haber 270 defa okunmuştur.

Etiketler :
HABERE YORUM YAZIN

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Sadri Artunç Caddesi Trafiğe Kapatılsın Mı?

Evet
Hayır
Kararsızım