31-05-2019 16:43 KÜLTÜR & SANAT

Kusursuz Sanat Algısı Yıkıldı

Karabük Üniversitesi SFTGSF Resim Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Eda Öz Çelikbaş gazetemize verdiği röportajda duyguların aktarılmasında güçlü bir araç olan “Sanat Terapisi” çalışmalarını anlattı.

Kusursuz Sanat Algısı Yıkıldı

Sanat Terapisi alanında yaptığı çalışmalar ile Karabük’te ilklere imza atan Çelikbaş şunları söyledi: “ Sanat Terapisi; pek çok alt dalı içinde barındıran kişinin çeşitli sanatsal faaliyetlerle kendine dönüp farkındalık, kazandığı süreçtir. Sanat Terapisi ile ilgili olarak ilk  2012 Yılında Düzce Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emine Yıldız Doyran ile çalışmalara başladık. Çalışmalara başladığımız dönemde Türkiye’de Derneği bile henüz yoktu. Yıldız hocamın arkadaşları Psikoloji alanında Sanat Terapisi ile ilgilendiklerini ifade ederek sanat ve resimle ilgilenen kişilerin bu anlamda çalışma yapmadığını belirttiler. Bu vesileyle hocam bu alana yönelmemi rica etti. Ben de o dönemlerde Sembolizm ve Mistisizm çalışıyordum. Zaten Sanat Terapisi’nin temelinde Mistisizm, Sembolizim, Psikoloji, Antropoloji, Dinler Tarihi ve Sosyal Antropoloji gibi alanlar yer alır.  Çalışmalara başladığımızda sınırlı sayıda kaynak vardı. Bu alanda ilk bildirimi 2015 yılında Polonya’da sundum. Polonya’da bir yıl Erasmus eğitimi almıştım. Eğitim aldığım yerde sunum yapmak benim için gurur vericiydi. Kısacası 2014 ve 2018 yılları arasında sürekli eğitim çalışmalarına devam ettim diyebilirim. Şu anda hala daha Sanat Terapisi ve alt dalları üzerinde çalışmalar sürdürüyorum.”

Kişi ‘terapik süreç’ yaşıyor

Sanat Terapisi ile ilgili uzun yıllardır çalışma sürdüren genç akademisyen Çelikbaş  Sanat Terapisi’nin alt dallarından biri olan Posta Sanatı alanında yaptıkları çalışmayı anlatarak; “2019 yılında Karabük’te ilk posta sanatı çalışmasını yaptık. Kişi bu çalışmada ilk olarak göndermek istediği kişiye gönderecekmiş gibi tasarlar ikinci de ise asla göndermek istemediği kişiye, tüm içsel ifadelerini kartpostala zarfa veya mektuba döker. Öğrencilerim de bu çalışmaları yaparken kendi içsel duygularını dışa vurdular.  Burada amaç kişinin karşıya kendisini nasıl aktardığını ortaya çıkarmak. Bu çalışma vesilesiyle çeşitli çalışmalar sonucunda hazırlanan mektuplar bir sanat nesnesine dönüşüyor. Bu çalışma sanat nesnesine dönüşürken aslında tamamen dışavurumsal nesneleri içinde barındırıyor.  Yapılan çalışmayı incelediğimde öğrencilerimin o süreçte yaşadığı sorun ve mutlulukları yansıttıklarını gördüm. Bu şekilde kişi terapik süreç yaşıyor.” şeklinde konuştu.

Politika, kültür ve sanat iç içedir

Sanat Terapisi’nin tedavi edici sürecini aktaran Öğretim Üyesi Dr. Eda Öz Çelikbaş, terapinin tedavi sürecinde coğrafi koşulların politikanın ve kültürün etkili olduğunu vurguladı.2016 yılında yapılan bir araştırma sonucunda her beş kişiden birinin depresyon sürecini yaşamasının bu alana yönelmesinde büyük etkisi olduğunu belirten Çelikbaş; “ Depresyon günümüzde günden güne artış gösteriyor. Sanat kültür ve politika iç içedir. Politikamız kötü olursa bu kültürümüzü etkiler. Kültürümüz de yeme içme alışkanlıklarımızı ve pek çok standartlarımızı belirliyor. İnsanların kendilerini tamamen çaresiz hissettiği noktada sanatın insanları iyileştirdiğini düşünüyorum. Çocuklarda ise daha çok farkındalık yaratmak amacıyla Sanat Terapisi çalışmaları yapıyoruz. Çünkü çocuklarımız ne kadar farkındalık sahibi olursa o kadar bilinçli davranırlar.”

Sanatla kişi kendini ifade eder

Karabük Üniversitesi SFTGSF Resim Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Eda Öz  Çelikbaş gazetemize verdiği röportajda, sanatın kişinin kendini ifade etme aracı olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu; “  En basitinden örnek verecek olursam kişi telefonla konuşurken elinde kalem ve kağıt varsa sürekli bir şeyler karalar. Ruh haline göre geometrik şekiller çizer fakat asla bunun neden yaptığının farkında değildir. Sanat aslında insanlığın ilk var olduğu yıllardan bugüne hayatımızda var. İlk insanlar mağara duvarında doğanın yansımasının yansımasını taklit etmiştir. Bu sebeple sanatın her bir dalı ciddi derecede dışavurumsal veriler sağlar. Bu zamana kadar eğitim vermiş olduğum öğrencilerim ve kursiyerlerim resim yapamayız beceremeyiz diyerek kursa başlıyorlar. Fakat kurs başladıktan sonra içlerindeki duyguyu öyle bir yansıtıyorlar ki çok kaliteli eserler ortaya çıkıyor. Burada belirtmek isterim ki kusursuz sanat algısı 19.yy’ın sonlarına doğru yıkıldı. Önemli olan içindeki duyguyu sanatla ortaya çıkarabilmek.”

 

 

 


Bu haber 175 defa okunmuştur.

Etiketler :
HABERE YORUM YAZIN

DİĞER KÜLTÜR & SANAT HABERLERİ
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Sadri Artunç Caddesi Trafiğe Kapatılsın Mı?

Evet
Hayır
Kararsızım