17-03-2018 Ali Efe

18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale boğazında yapılan savaş, dünyanın en büyük savaşlarından birisi ve hatta en büyüğüdür. Çünkü, ülkesinde güneş batmayan bir imparatorluğun, cihanda emsali olmayan tonajları büyük, süratleri fazla, top menzilleri uzun ve adetleri fazla zırhlı savaş gemileri Çanakkale’den içeriye girmeye uğraştılar fakat, giremeyerek, bir kısmı batırılıp denizin dibine indi. Bir kısmı karaya vurdu. Bir kısmı yaralanıp savaş meydanını terk etti ve geriye kalanlar da geldiklere yere dönüp gittiler.

Ülkesinde güneş batmayan bu imparatorluk, gemilerinin zırhlarını, toplarının menzilini hesap ederken, Türk’ün imanını düşünememişti. Küçük bir geminin kendi gemilerine ait parajektörlerinin ışığına güvenip karanlıkta mayın dökebileceğinin hesaba katmamışlardı. Seyit onbaşının 214 kiloluk mermiyi kaldırabileceğini bilemediler. Çok güvendikleri halde bir sonuç alamayıp dönüp geldikleri yerlere giderken çeşitli kumandan değişiklikleri yaptılar. Fakat bir daha Çanakkale boğazına denizden gelemediler. 

5 hafta sonra 25 Nisanda, kendi askerleri değil de,  ( insan yiyen bu Türklerin üzerine diye, Avustralya’dan getirdikleri Anzak’ları ve Müslüman öldürüyorlar diye Hindistan’dan getirdikleri Müslüman askerleriyle, Gelibolu yarımadasının Arı burnu semtinden çıkarma yaparak 8,5 ay süren kara savaşlarını başlattılar. Boğazda aldıkları yenilgiyi burada da alarak yine geldikleri yerlere çok ağır zayiatla dönüp gittiler. Gittikleri yerlerde bu savaşı bize Miralay Mustafa kaybettirdi. Hem Osmanlıların başşehri İstanbul’u ve Osmanlıları kurtarmış oldu diye kitaplarına yazdılar.

Öylesine korktular ki, 30 Ekim 1918 de Osmanlıların istedikleri ateş kes antlaşmasından bir hafta sonra 7 Kasım 1915’te İngiliz ordu birlikleri, gelip öncelikle Çanakkale boğazındaki siperleri yıktılar ve o siperlerdeki topların büyüklerini dinamitle patlatarak dağıttılar ve bir kısmını da denize attılar. Çanakkale boğazında yeniden savaşacak bir hazırlık bırakmadılar. Siper ve tabyaları buldozerler ile kendilerinden emin oluncaya kadar yerlerini dümdüz ettiler. Çanakkale’nin savaş yapıldığı Gelibolu yarımadasında yenildikleri savaştan bir iz bırakmamaya çalıştılar ama, tarih kitaplarına da Miralay Mustafa Kemal’in adını da yazdılar.

İşler bununla da bitmedi. Gelibolu yarımadasındaki dinamitle patlattıkları top namlularının 1954 yılında, o zamanın hükümetine, hurdacılara ihale ile sattırdılar. Herhalde bundan sonra rahat edebildiler. Hayır, edemediler, bu gün bütün uğraşları Mustafa Kemal’in adının ve eserleri ile kuvvetli milliyetçiliğini azaltmaya uğraşıyorlar.

Sayın okurlarım çok uzun bir Çanakkale savaşı işte böylece bitti.

Çanakkale savaşlarının bundan başka anlatım tarzında başka gayeler olsa gerek.


Bu yazı 7331 defa okunmuştur.



Ali Efe Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın
Henüz anket oluşturulmamış.