22-02-2018 Recai DEMİRSÖZ

Televizyon kanallarında ki şiddet içeren diziler ne yazık ki artık sokağa yansımakta, gün geçtikçe, çocuk istismarları ve kadın cinayetleri almış başını gidiyor. Ben artık hiçbir kanalda dizi ve haber bültenlerine takılmıyorum, bir birey olarak.

TRT'nin Okul Kanalında, tesadüfen kısa bir filme rastladım. Film kısa çekilmiş, ama çok şeyi anlatıyor. Çocuk sokak çocuğu ayağında ki yırtık ayakkabılar, belli ki çöpten alınmış 40 numaranın üzerinde... Çocuk sokak çocuğu, fakat iş arıyor. Önce bir mağazaya giriyor ve tekme tokat dışarı atılıyor. Sonra bir sokak boyunca yürüyor. Bir kahve hane... İlkönce uzun uzun dışarıdan başını cama dayayarak içersini seyrediyor. Daha sonra içeri giriyor. Kahvecinin yanına gidip, iş istiyor. Tek başına çalışan kahveci, tamam diyor ve o gün birlikte çalışıyorlar. Çocuk masalara çay dağıtıyor ve akşam oluyor. Müşterilerin tamamı gittikten sonra, kahveci artık çıkalım kahveyi kapatalım diyor. Çocuk ben sokak çocuğuyum diyor. Kahveci burada kalabilirsin diyor ve çocuğa ilk yövmiyesini veriyor 10 lira, üzerinden kapıyı kilitleyip gidiyor. Çocuk iki sandalyeyi yan yana getirip kendine bir yer ayarlıyor. Oturup başını avuçlarının içine alıp uzun uzun düşünüyor ve eski ceketinin cebinden, katlanmış bir fotoğraf çıkarıyor. Uzun uzun bakıp fotoğrafı öpüyor. Fotoğrafta, bir anne, bir baba ve bir kardeş var. Çocuk başlıyor ağlamaya ve kuru sandalyelerin üzerine uzanıp uyuyor. Ertesi gün kahveci geliyor tekrar çalışma başlıyor. Çocuk bir masaya, tepsiyle çay taşırken, masada okey oynayanlardan biri, aniden bir nara atıyor ve çocuk irkilip elindeki tepsiyi düşürüyor. Kahveci gelip çocuğun, önce kulağını çekiyor, daha sonra iki tokat vuruyor. Çocuk boynu bükük işine devam ediyor. Bir ertesi gün kahveci, çocuğu çağırıp şu faturaları filan yere öde diye eline bir kaç makbuz tutuşturuyor. Çocuk kuyruklara girip ödemeli yapıyor ve kahveye dönüyor. Kahveci, çocuğun elinden ödemesi yapılan makbuzları alıp, niye geç kaldın diye çocuğu tekme tokat dışarı atıyor. Çocuk tekrar başıboş sokaklarda yürümeye başlıyor. Bir sokağın kenarında bir kadın, kucağında çocuğu ile dileniyor. Çocuk önce onların önünden geçiyor. Bir banka oturuyor, uzun uzun düşünüyor ve geri dönüp, kahvecinin kendisine verdiği on lirayı, kucağında çocuğu ile dilenen kadına veriyor. Bir denizin kenarına geliyor. Cebinden katlanmış fotoğrafı çıkarıyor, yine uzun uzun bakıp, fotoğrafı öpüyor ve ağlamaya başlıyor. Daha sonra sırtından ceketini çıkarıp denize fırlatıyor. Filim bitiyor. Tabii ki anlayana...

Nazım, Hiroşima şiirinde 'Çocuklar ölmesin/Şekerde yiyebilsinler’ der. Son bilimsel verilere gör, yeryüzünde çocuklara şiddet; % 300 artmış... Şu an yazımı yazdığım an kim bilir kaç çocuk şiddete maruz kaldı. Bundan böyle toz-pembe bir dünyada yaşamadığımız bir gerçek...


Bu yazı 1866 defa okunmuştur.



Recai DEMİRSÖZ Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Sadri Artunç Caddesi Trafiğe Kapatılsın Mı?

Evet
Hayır
Kararsızım