10-01-2018 Recai DEMİRSÖZ

Anadolu baştan başa 81 ilin ve bunlara bağlı kasabaların kuşattığı ve Asya ile Avrupa arasında bir köprü misalidir. Dolayısıyla Anadolu insanı görsel denilen teknoloji aygıtları vasıtası ile yaşam koşullarının tıpkısı olduğu gibi bir hal niteliğindedir. Yalnız Anadolu gerçeklerinde doğa olaylarıdır. Batı günlük güneşlikken, kış mevsimi olduğu için doğu kar ve tufan yaşar. Yaşam koşulları, Anadolu’nun her bir yerinde apayrı ve zaman zaman zorluklar içerir.

Anadolu insanı ilk olarak İstanbul'a göçmüştür. Anadolu insanının İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde başlayan gecekondu yaşamları, artık günümüzde kentsel bir yaşama dönüşmüştür. Buna rağmen İstanbul'un içinde başka İstanbul'lar vardır. Örneğin kişi İstanbul'da yaşıyorum der ve ne denizi görür ne de gerçek İstanbul'u... Geçen yıl İstanbul'da Nişantaşı'nda bir Sanat Galerisinin müdüresi, biliyor musun bura da daire fiyatları 2 bilemedin 3 trilyon arasında değişiyor. Acaba diyorsun gereç İstanbul, Nişantaşı, Teşvikiye ve Cihangir civarı mı?

İstanbul'a ilk gittiğim yıllarda önce okul hayatım olmuştu, daha sonra da iş yaşamımdaki semtler. Örneğin Balat... Balat ve Fener hatta Ayvansaray, Fatih ilçesine bağlı, Anadolu dahil bir çok mozaiğin yaşadığı yerlerdir. Benim gittiğimde Balat'ta 40 küsur herkesin cebine hitah edebileceği meyhaneler vardı. Hatta Balat'daki lokantalarda dahi içki servisi yapılırdı. Bunlardan en meşhuru, aslen Siirtli olan Arap Zeki'nin yeriydi. Her İstanbul'a gittiğimde bu semtleri gezerim. Şu anda meyhanelerin büyük kısmı kapanmış, fakat meşhur İşkembe ve benzeri yerler tarihi adı altında yaşamaya devam ediyor. Hatta bir İşkembe Salonunda yıllar öncesi, köyümdeki müzeyi gezen bir Profesörle karşılaştık ve antik bir dükkanın misafiriymiş, oraya geçtik ve gramofon dahil eski aletlerden çıkan müzikleri dinledik.

Bir zamanlar Dr. Onur Şenli'nin yazdığı 'Agora Meyhanesi' adlı şiir daha sonra sanırım İsmet Nedim tarafından bestelenince, Balat'daki bir meyhane girişine bu ismi yazar meşhur olmuştur. 1970 yıllarında arabeskin altın yılları olan ve başta Orhan Gencebay gibi arabesk müzisyenler filmlerini burada çekmişlerdir. Bu gün yine Balat'ta hemen hemen her köşesinde, bir film seti olduğu gibi, zaman zaman sinema sanatçılarına buralarda rastlamak mümkün. Bunları niye yazıyorum. İstanbul'un bu güzide semtleri Balat, Fener ve Ayvansaray, aynen Safranbolu gibi, UNESCO koruma listesindedir. Dolayısıyla şehirler ve insanlar çok şeydir. Birde işin içinde çok kültürlülük olursa...


Bu yazı 1682 defa okunmuştur.



Recai DEMİRSÖZ Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Sadri Artunç Caddesi Trafiğe Kapatılsın Mı?

Evet
Hayır
Kararsızım