Bu Yazı :11/03/2020 11:46 Tarihinde Eklendi 2725 Kez Okundu

ÇOCUKLAR VE SAVAŞLAR...

Savaşları icat edenler,doğrudan kendi çıkarları olduğu için,hiç kimseyi düşünmezler ve başta çocukları.
 
12 yaşında bir çocuk,Afganistan'dan Konya Ereğli'sine gelmişler ve Türkçe öğrenmiş,okula kayıt olmuş,ama her şey bununla bitmiyor.Aile  burayıda terk edip,Avrupa'nın bir ülkesine eğer yerleşebilirlerse,yerleşip huzurlu bir yaşam aramak için yola çıkıyorlar. Edirne'ye geldiklerinde, ortalık kaos içinde ,12 yaşında ki çocuk burada ailesini kayıp ediyor.Televizyoncular haber yapıyor,çocuk ağlayıp çığlıklar atmıyor anlatıyor sadece...Ailemi kayıp ettim endişeliyim,ne olduklarını bilmiyorum.Bu arada Türkeye Büyük Millet Meclisi karışıyor,yumruklar havada uçuşuyor. Atatürk'ün umutla kurduğu TBMM'i artık yara almış konumda,hiç kimse kimseye kulak asmıyor.Birbirlerine saldırıyorlar,ağızlar burunlar kırılıyor.Elbette kadın milletvekilleri endişeli...Çünkü kadınlar, hiçbir zaman savaş çığlıkları ve de savaşların yaratıcıları olmamışlardır. Kadınlar ne kadar katı gibi görünsede,ana yürekleri ağır basar ve anında üzerlerindeki sertlikleri yok ederler.
 
Emperyalizm 21.ci yeryüzü  gerçeğini diyemiyorum,yıkımını belirlerken, insanları yerlerinden ,yurtalarından nasıl ettiklerinin mutluluğunu yaşıyorlar.Çünkü emperyalizmle işbiriliği yapanlarda mutlular.Artık yeryüzünde mülteciler,yani yerlerinden yurtalırından olanların sayısı,milyonlarla ölçülürken bu insanların sığınabilecekleri alanlar da yok denilecek kadar az. 'Zygmunt Bovman' Şöyle diyor. 'Mülteciler yer değiştirmezler,yeryüzünde ki yerlerini kayıp ederler.' Nitekim öyle değil mi?
 
Küreselleşme adına atılan savlar, emperyalizmin sürekli kendini haklı çıkarması ve kirli savaşların son bulmayacağı bir realite,ama bu savaşların acısını hiçbir şeyden habersiz çocuklar çekmektedir. Çünkü onlar kirli savaşın ne anlama geldiğini dahi bilmiyorlar.Şöyle düşünmedim değil,o anasını babasını kayıp etmiş çocuğu,bir şehirde yerim yurdum olsa evlat edinbilip, okuması dahil her şeyini üstlenebilsem,ama artık 50 küsur yaşını çoktan geçmiş bir birey olarak,geleceğe dair fazla da umudum kalmadı. Yine de şairin dedği gibi 'Umutsuz Yaşanmıyor.'