Bu Yazı :13/03/2020 17:11 Tarihinde Eklendi 2933 Kez Okundu

FIRSATÇILIK...

Etrafımızda ki insanlardan sık sık duyarız.Derler ki hiç bir fırsatı kaçırmadım.Birde yaptıklarını böbürlene böbürlenen anlatırlar.İşte o an insanlığın bittiği andır.Çünkü yeryüzünde kirli işler olasaydı ve insanlık salt insanlığa ulaşabilseydi,bu gün doğal felaketlerin dışında felaketler yaşanmazdı.

 Sen zamanı ne kadar kurgularsan kurgula,etrafındaki ters yüzlük anında ,senin yaptıklarını yok edebiliyor. Erasmus boşuna dememiş;'Hayvan hayvan doğar,ama insan insan doğmaz'diye...

 Koronavirüs'le yatıp kalkıyoruz.Bu virüs nereden çıktı ve neden nüfusu 2 milyara yaklaşmış Çin'de baş gösterdi ve daha sonra yeryüzü ülkelerine dağldı?Dolasla tetikite bekleyen fırsatçılara gün doğdu?Sorular birbirin kovalarken,ülke olarak bir yığın şeyeleri yaşamaktayız ve ucuz edebiyatla,zamanı geçiştirmeye çalışıyoruz. Şöyle bir laf dolaşıyor.Emperyalizm daha İkinci Dünya Savaşında 2,5 milyar olan dünyan nüfusunun, aradan geçen 70-75 yılda 9 milyarlara ulaşmasından hoşnut görünmüyor. Evet her şey para ve paranın boğduğu insan kitlesi ile ilintili olsa da,bir yere kadar. Ülkeleri abluka altına alabılmek ve daha kolay sömürebilmek için,güçlü silahlara ihtiyaç var ve de bu silahlar üretiliyor.Diyelim ki bu silahlar kullanıldı bu kez,zaten yanmaz konumdaki yeryüzü bu kez hepten yaşanmaz olacaktır. Bilim denilen şey bunu her defasında söylüyor. O halde bir virüs icat edelim ki,savaşlardan daha etkili olsun. ülke olarak bundan bilemedin on yıl önce,başta hayvancılığın olduğu yerlerde kolay yayılabilen, Kırım-Kongo keneleri,bir yığın insanımızın canına mal oldu.Hatta Karabük ilimizde dahi bu vakalar yaşandı.

 Birinci Dünya Savaşı'ında savaşta 40 milyona yakın insanın öldüğünden söz edilir.Birinci Dünya Savaşın'da yaklaşık 200 milyona yakın insanın 'kara-veba' denilen hastalıktan öldüğü pek söylenmez.Daha buna bağlı verem,sıtma,tifo ve kolera gibi benzeri hastalıklarıda yabana atmamak gerek.Tüm bunlar olurken televizyonlarda,bir yığın ürünün artık raflarda bulunmadığı ve fısatçılara gün doğduğu,hemen hemen her şeyin karaborsadan satıldığından söz edilmekte.Bunlar acı gerçekler. İkinci Dünya Savaşın'da da ülkemiz bir yandan her an sıçarayabilir korkusu yaşarken,fırsatçılar kantarın topunu kaçırmışlardı.İstanbul'da ekmek karne ile satılırken,başta kadınların içine düştüğü durumları,birilerinden dinlemiştik.Hiç te hoş olmayan manzaralar,ama insan denilen canlı ille de uygar diye tanımlanamaz. Acı bir realite,fakat bunlar yaşanabiliyor.