Bu Yazı :12/10/2020 13:22 Tarihinde Eklendi 1242 Kez Okundu

BAZEN...

Bazen insan yaşama küsmüş gibi bakıyor, fakat anında toparlanıyor. Çünkü yaşam denilen şey her canlı adına önem arz ediyor. Üzerinde yaşadığımız yaşlı gezegende, artık zamanın ters yüz olduğu bir gerçek ve umutsuzluk insanlık adına her geçen gün büyürken, zamanı hoyratça kullananlar içinse hiç bir şey fark etmiyor. Eğer öyle olmasaydı.Geçmişte kurulan her uygarlık yıkılmamış ve insanlık tarihi,kara lekelerle yazılmazdı. Kaldı ki insanlık adına çaresizlik,daha büyük sarmala dönüşüyor her geçen gün...Çünkü zaman ki yeni yalanlara gebe...Derler ya yalandan kim ölmüş...Evet yalandan ölen filan yok,ama benim doğrularımı veya bir yığın insanın doğrularını yok ediyor,kısa süreliğine de olsa...
 
Bilindiği gibi ekim ayındayız ve ekim ayı bir sonbahar ayı,fakat artık ne sonbahar,sonbahara,ne ilkbahar,ilkbahara benziyor.Kiminde yapraklar dökülse,kiminde açılsa da,mevsimlerde birbirine girmiş  konumda...Ekim ayında 800 rakımlı bir köyde,ısı sıcaklık olarak 32 dereceyi gösteriyorsa, bir sonbahar yaşamıyorsun demektir. 
 
Tüm bu olup bitenlere her ne kadar endişe duysak da,zaman kötümser yanı ile devinimini sürdürüyor. İnsanoğlu geçmişten bu güne zamanı hoyratça harcamayı ve elde ettiği güçle,başta doğayı yok etmeyi başardı.Artık kıtalar başta su rezervlerini bir bir yitirirken,insanlar artık satın aldıkları sularla,içme suyu ihtiyaçların karşılıyorlar. Örneğin köylerde bile...Bir yığın su markası birbirleriyle yarış ederken, yeryüzü plastik atık cennetine dönüştürüldü. Kanada gibi gelişmiş bir ülke, plastik poşet vs.lerden vaz geçti ve ülke genelinde yasakladı. Kısaca doğa da başta yol kenarlarına atılan bir yığın atık, insanlığın geleceği açısından vahim bir tablo içermektedir.
 
Yazımın başlığını 'bazen' diye attım,ama o bazen hiçbir zaman düzeleceğe benzemiyor.Kötümser yarınlar insanlığı beklerken, var olabilmenin dayanağı diye ne kaldı ki geriye...Üstesinden gelinmeyen virüsler kuşatırken yeryüzünü, halen insanların vurdum duymaz tavırları yol almaya devam ediyor. Düşünmek ve düşünceyi ,yaşama geçirmek zor ki zor. Yaşıyoruz işte Rıfat Ilgaz'ın bir şiirinde söz ettiği gibi...'At kuyruğunda bir sinek misali'...